Ankara; 10/07/2009

Sirküler:2009/40

Uygulama Süresi 5917 sayılı Kanunla Uzatılan

5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanunun

(Varlık Barışı Yasası) Uygulamasına İlişkin Açıklama ve Yorumlar

A-Giriş

Bilindiği üzere, 13/11/2008 tarihli ve 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun 22/11/2008 gün ve 27062 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun uygulamasını açıklamak üzere, ikincil mevzuat olarak, 1 Seri[1] ve 2 Seri No'lu[2] iki adet Genel Tebliğ, 06/02/2009 ve 08/06/2009 tarihli iki adet İç Genelge[3] yayımlanmıştır.

Bu defa, 25/06/2009 tarihli ve 5917 sayılı Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla[4] 5811 sayılı Kanunun uygulama süresi uzatılmıştır.

Aşağıda, 5917 sayılı Kanunla 5811 sayılı Kanunda yapılan değişilikler, yukarıda anılan tüm mevzuat dikkate alınarak açıklanıp yorumlanmaya çalışılmıştır.

B-Kapsam

Kanun kapsamına giren varlıklar, kazançlar ve uygulama esasları 3'üncü ve Geçici 3'üncü maddelerde düzenlenmiştir. Buna göre, Varlık Barışı Yasası kapsamına, gerçek veya tüzel kişiler tarafından;

  • Yurt dışında sahip olunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar,
  • Yurt içinde sahip olunan ancak, işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu türden varlıklar ile
  • Yurt dışı iştiraklerden elde edilen kazançlar, yurt dışı iştirak hisselerinin satışından ya da yurt dışında bulunan kurumların tasfiyesinden doğan kazançlar,
  • Yurt dışındaki daimi temsilciler vasıtasıyla elde edilen ticari kazançlar

girmektedir.

Buna göre,

1) 01/06/2009 tarihi itibarıyla gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan ve yurt dışında bulunan para,  döviz, altın,  menkul kıymet, diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların yurda getirilerek ekonomiye kazandırılması ve/veya işletmelerine kaydedilmesi,

2) Yurt içinde bulunan ancak 01/06/2009 tarihi itibarıyla işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan para,  döviz,  altın, menkul kıymet, diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların gibi varlıkların banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırılarak işletmelere sermaye olarak konulmasına,

3) Aşağıdaki yurt dışı kazançların yurt dışı iştiraklerden elden edilen kazançlar, yurt dışı iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlar, yurt dışında bulunan kurumların tasfiyesinden doğan kazançlar, yurt dışındaki daimi temsilciler vasıtasıyla elde edilen ticari kazançların gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmesi

kanun kapsamındadır.

C-Tanımlar

1) Banka ve aracı kurumlar

Kanunun 2'nci maddesi tanımları düzenlemektedir. Bu maddede geçen banka kavramı; 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3'üncü maddesinde tanımlanan bankaları,

Aracı kurumlar kavramı ise 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumları,

ifade etmektedir.

2) Gerçek veya tüzel kişilerce 01/06/2009 tarihi itibarıyla yurt dışında sahip olunan varlıkların ispatında kullanılacak kanaat verici belgeler

Kanunun 2'nci maddesinde, kanaat verici belge tabirinin,

  • Devlet tarafından veya Devlet güvencesinde tutulan kayıt ve sicilleri (Tapu kayıtları ile diğer sicilleri, yasal yükümlülükler nedeniyle verilen beyannameleri, yurt dışı bu türden belgeler);
  • Banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar, posta idaresi, noter gibi kurum ve kuruluşların kayıt ve belgelerini,
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ikinci kitabının üçüncü kısmında yer alan belgeler ve muadili belgeler ile
  • bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeleri

ifade ettiği belirtilmiştir.

3) Diğer kanaat verici belgeler

Kanunda geçen kanaat verici belge tabirinden ayrıca;

  • Bankalar ile bankerlerin yaptıkları işlemlerle ilgili kayıtlar ve düzenledikleri belgeler,
  • Aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, sigorta şirketleri ve benzeri mali kurumların kayıtları ve düzenledikleri belgeler,
  • Posta idaresi nezdindeki çek hesabı ve düzenlenen diğer belgeler,
  • Noter gibi kurum ve kuruluşların düzenledikleri senetler ve sözleşmeler ile diğer kayıt ve belgeler,
  • Defter tutan mükelleflerin kayıtları ile bu kayıtlarda yer alan ve Vergi Usul Kanununun ikinci kitabının üçüncü kısmında belirtilen belgeler ile muadili belgeler,
  • Şirketlerin ortaklık ve kooperatiflerin üyelik kayıtları

anlaşılacaktır.

Yukarıda sayılan belgeler ile ilgili olarak ayrıca tasdik zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bu belgelerin dışında, bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa mahallindeki Türk menfaatini koruyan ülkenin aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeler de kanaat verici belge olarak kabul edilebilecektir.

Dolayısıyla, yukarda belirtilen kayıt ve belgelerle gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan varlıklar arasında illiyet bağının kurulması ve 01/06/2009 tarihi itibarıyla,

  • Taşınmazların yurt dışındaki varlığının,
  • Diğer varlıkların ise yurt dışında bulunduğunun

ispatı zorunludur.

Diğer taraftan, gerçek veya tüzel kişilerce Kanun kapsamında beyan edilen varlıklara ilişkin kanaat verici belgelerin gerektiğinde vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmek üzere zamanaşımı süresince saklanması gerekmektedir.

4) Varlık Tanımları

Para: Devletçe bastırılan, üzerinde itibari değeri yazılı kağıt ya da metal mübadele (ödeme), değer ölçüsü ve değer biriktirme aracıdır. Kanun uygulamasında, milli paradır.

Döviz: Ulusal para dışındaki tüm yabancı paralar ile bu paralar cinsinden menkul kıymet ve belgeleri ifade eder.

Altın:Binlerce yıldır, global para veya değişim, tasarruf ve/veya yatırım aracı ve mücevher olarak kullanılan değerli ve ağır metal. Külçe, sikke, mücevher vb. şekillerde saklanabilen mübadele, değer biriktirme ve güvence aracıdır. Altın çeşitli menkul kıymetlere dayanak teşkil edebilmektedir. Örneğin, altın sertifikaları. Altın sertifikaları, altının fiziki teslimini gerektirmeksizin, kişilerin belirli miktarda altına sahip olduğunu banka veya diğer finans kurum ve kuruluşlarından bulunan altını temsil eden menkul kıymetlerdir.

Menkul kıymet: Menkul kıymet, 28/7/1981 tarihli ve 2499 Sermaye Piyasası Kanunu'nun 3/b maddesinde, ortaklık veya alacaklılık sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları Sermaye Piyasası Kurulunca belirlenen kıymetli evrak olarak tanımlanmıştır.

Buna göre; hisse senetleri, Devlet tahvil ve bonoları, özel sektör tahvilleri, katılma intifa senetleri, kar ve zarar ortaklığı belgeleri, banka bonoları ve banka garantili bonolar, finansman bonoları, kıymetli maden bonoları, varlığa dayalı menkul kıymetler, gayrimenkul sertifikaları, yabancı sermaye piyasası araçları, ipotek teminatlı menkul kıymetler, ipoteğe dayalı menkul kıymetler gibi varlıklar menkul kıymet kabul edilmektedir.

Diğer sermaye piyasası araçları:Diğer sermaye piyasası araçları, 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 3/b maddesinde menkul kıymetler dışında kalan ve şartları Sermaye Piyasası Kurulunca belirlenen evrak olarak tanımlanmış ve nutuk ile çek, poliçe, bono ile mevduat sertifikalarının sermaye piayasası aracı olmadığı hükme bağlanmıştır. Buna göre, diğer sermaye piyasası araçları kavramı bankaların ve aracı kurumların taraf olduğu veya bunlar aracılığıyla yapılan; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomik veya finansal göstergeye dayalı olarak düzenlenenler de dahil olmak üzere, para veya sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni ve dövizi alma, satma, değiştirme hak ve/veya yükümlülüğünü veren vadeli işlem ve opsiyon sözleşmelerini ifade eder(257 Seri No.lu GV GT, 30/12/2007 gün ve 26039 sayılı R.G.).

Taşınmazlar:Kanun uygulamasında taşınmazlar, Türk Medeni Kanununda "taşınmaz" olarak tanımlanan ve esas niteliği bakımından bir yerden başka bir yere taşınması mümkün olmayan, dolayısıyla yerinde sabit olan mallardır.

Bunlar, Türk Medeni Kanununun 704'üncü maddesinde; arazi, tapu siciline ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler olarak sayılmıştır.

D-UYGULAMA ESASLARI

1) Yurt dışında sahip olunan varlıklara ilişkin bildirim ve beyan

Gerçek veya tüzel kişilerce 01/06/2008 tarihi itibarıyla yurt dışında sahip olunan ve kapsama giren varlıklar, 30/09/2009 tarihine kadar Türk Lirası değerleriyle;

  • 1 Seri No'lu Genel Tebliğ ekinde yer alan Ek-1 dilekçe ile bankalara bildirebilecek veya
  • 1 Seri No'lu Genel Tebliğ ekinde yer alan Ek-2 beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine beyan edilebileceği gibi, 340 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda da verilebilecektir.

Ancak, gelir vergisi veya yıllık kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, Ek-2 no.lu beyannamelerini 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu genel tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda vermek zorundadırlar.

Kanun kapsamında menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ilgili aracı kurumlara bildirilmesinde, 1 Seri No'lu Genel Tebliğ ekinde yer alan Ek-3 dilekçe kullanılacaktır.

Banka ve aracı kurumlara bildirimde bulunulan varlıklar için ilave olarak vergi dairelerine beyanda bulunmaya gerek bulunmamaktadır.

2) Yurt dışında sahip olunan varlıkların bildirimi üzerine banka veya aracı kurumlarca yapılacak işlemler

Gerçek veya tüzel kişiler yurt dışında sahip oldukları varlıkları için, iki örnek 1 Seri No'lu Genel Tebliğ ekinde yer alan EK-1 Form bildirimi hazırlayacaklardır.

Formun bir nüshası, ilgili banka tarafından varsa bildirim nedeniyle açılan hesaba ilişkin bilgiler yazılıp tasdik edildikten sonra düzenlenen banka dekontlarıyla birlikte ilgilisine geri verilecektir.

Ayrıca, bankalar, bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde Türkiye'ye getirilen veya bu sürede Türkiye'de bulunan bankalardaki bir hesaba transfer edilen para, altın, döviz ve menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını ilgili müşterileri adına açacakları hesaplara kaydedeceklerdir.

Gerçek veya tüzel kişilerce yurt dışında sahip olunan menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarıyla ilgili bildirim, iki örnek (EK-3 Form) olarak hazırlanarak aracı kurumlara verilebilir.

Formun bir nüshası, ilgili aracı kurum yetkilisi tarafından açılan hesaba ilişkin bilgiler yazılıp tasdik edildikten sonra düzenlenen işlem sonuç formları ile birlikte ilgili kişiye geri verilecektir.

Bildirilen menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları bu kurumlarda açılacak hesaplara kaydedilecek ve müşterilerin portföylerine dahil edilecektir.

Gerçek veya tüzel kişilerce yapılacak bu bildirimlerin yetkili kılınmış vekilleri veya kanuni temsilcileri tarafından yapılabilmesi mümkün bulunmaktadır.

Bildirimin gerçek kişi veya tüzel kişinin vekili ya da kanuni temsilcisi tarafından yapılması halinde, bankalar veya aracı kurumlarca söz konusu vekil veya kanuni temsilcinin yetkili olup olmadığı hususunun kontrol edeceklerdir.

Kanun kapsamında bildirilen varlıklara ilişkin olarak banka veya aracı kurumlar tarafından herhangi bir belge istenmeyecektir.

Sadece taşınmazlara ilişkin bilgilerin doğruluğunun kontrol edilmesi amacıyla, söz konusu taşınmazlara yurt dışında sahip olunduğuna ilişkin belgenin ibraz edilmesi yeterli olacaktır.

3) Yurt dışında sahip olunan varlıklara ilişkin verginin vergi dairelerine ödenmesi

01/06/2009 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan varlıklar, TL değerleriyle beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine beyan edilebilecektir.

Türkiye'de ikametgâhı bulunmayanlarla ilgili olarak anılan beyannamelerin alınması hususunda

¨       Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğü,

¨       İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü ve

¨       İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü yetkili kılınmıştır.

Türkiye'de ikametgâhı bulunmayanların yurt dışında bulunan varlıklarına ilişkin olarak bu vergi dairelerine beyanda bulunmaları ve tahakkuk eden vergileri ödemeleri mümkün olabilecektir.

Kanun kapsamında vergi dairelerine beyan edilen varlıklara ilişkin olarak herhangi bir belge istenmeyecek, sadece taşınmazlara ilişkin bilgilerin doğruluğunun kontrol edilmesi amacıyla, söz konusu taşınmazlara yurt dışında sahip olunduğuna ilişkin belgenin ibraz edilmesi yeterli olacaktır.

Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden, vergi dairelerince % 2 oranında vergi tarh edilecektir. Bu şekilde hesaplanan vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.

Banka veya aracı kurumların, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak Kanunun 3'üncü maddesinin dördüncü fıkra hükmü çerçevesinde, varlıkların bildirim değerleri üzerinden % 2 oranında hesapladıkları vergiyi, Genel Tebliğ ekinde yer alan Ek-4 beyanname ile aylık olarak vergi sorumlusu sıfatıyla bildirimi izleyen ayın onbeşinci günü akşamına kadar, kurumlar vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairelerine, 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu genel tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda vermeleri gerekmektedir. Tahakkuk eden vergiler ise aynı sürede ödenecektir.

4) Türkiye'de sahip olunan varlıklara ilişkin beyan ve verginin ödenmesi

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak 01/06/2009 tarihi itibarıyla yasal defter kayıtlarında işletmelerin özkaynakları arasında yer almayan; para,  döviz,  altın,  menkul kıymet, diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların 10/07/2009 tarihinden 30/09/2009 tarihine kadar TL değeriyle, 1 Seri No'lu Genel Tebliğ ekinde yer alan Ek-5 beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine beyan edilebileceği gibi 340 Sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda da beyan edilebilecektir.

Ancak, yıllık gelir vergisi veya yıllık kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, Ek-5'te yer alan beyannamelerini de 340 ve 346 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu genel tebliğlerinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda elektronik ortamda vermek zorundadırlar.

Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden vergi dairelerince % 5 oranında vergi tarh edilecektir. Bu şekilde hesaplanan vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.

5) Şirketlerin kanuni temsilcileri veya ortakları adına görünen varlıkların durumu

Şirketlerin; kanuni temsilcileri, ortakları veya şirket ya da şirketin ortakları adına Kanun kapsamına giren varlıkları 01/06/2009 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet ya da temsil sözleşmesine istinaden değerlendirmeye yetkili olanların, bu tarih itibarıyla sahip oldukları ve yurt dışında bulunan varlıklarının, Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde şirket adına bildirim ve beyana konu edilerek Türkiye'ye getirilmesi veya Türkiye'deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi ya da Türkiye'de bulunan ancak 01/06/2009 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında işletmenin özkaynakları arasında yer almayan varlıklarının Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde şirket adına beyan edilerek ve süresi içinde sermaye artırımında kullanılması halinde, bu varlıklara ilişkin olarak şirketin Kanun hükümlerinden yararlanabilmesi mümkün olacaktır.

6) Varlıkların bildirim ve beyan değeri

Gerek yurt dışında gerekse Türkiye'de bulunan varlıkların, vergi dairelerine beyan edilmesi ile banka veya aracı kurumlara bildirilmesinde ya da yasal defterlere kaydedilmesinde, bu varlıkların rayiç bedelinin TL karşılığı esas alınacaktır.

Rayiç bedel, söz konusu varlıkların sahiplerince bildirim veya beyan tarihi itibarıyla belirlenen alım-satım bedeli olup bu bedelin gerçek durumu yansıtması gerekmektedir.

Dolayısıyla, döviz ve döviz cinsinden varlıklarda T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru dikkate alınarak TL karşılığı beyana ve bildirime konu edilebilecektir.

7) Bildirilen veya beyan edilen varlıkların yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesi

01/06/2009 tarihi itibarıyla yurt dışında sahip olunan varlıklardan bildirilen veya beyan edilen varlıklar, Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce, istenilmesi halinde, yasal defterlere kaydedilebilecektir. Ancak, yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların şirket adına beyan edilmesi durumunda ilgili şirket; şahısları adına beyan edilmesi halinde bu şahısların kendileri, Kanunun sağladığı avantajlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirim veya beyana konu edilen varlıkların anılan şirketin yasal kayıtlarına intikal ettirilmesi zorunludur.

Türkiye'de bulunan; ancak, 01/06/2009 tarihi itibarıyla gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince yasal defter kayıtlarında işletmelerin özkaynakları arasında yer almayan varlıklarda ise Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutma yükümlülüğü bulunan mükelleflerin söz konusu varlıkları yasal defterlere kaydetmeleri zorunludur. Defter tutan mükelleflerce Kanun kapsamında beyan edilen taşınmazlar dışındaki varlıkların banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara yatırılması ve daha sonra beyan edilmesi gerekmektedir. Bu şekilde beyan edilen varlıklar, Vergi Usul Kanununun kayıt zamanına ilişkin 219 uncu maddesi hükmü çerçevesinde beyan tarihi esas alınarak yasal defterlere kaydedilecektir.

8) Yurt dışında sahip olunan varlıkların kayıtlara intikali

Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, Kanun hükümleri uyarınca yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı (52'li Hesap Grubu, Sermaye Yedekleri)  açacaklardır. Zira, bu hesap sermayenin cüz'ü addolunacak ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır.

Pasifte özel fon hesabına alınan bu tutar, tasfiye halinde de vergilendirilmeyecektir.

Gelir Vergisi Kanununun 81'inci maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20'nci maddeleri uyarınca gerçekleşecek devir ve bölünme hallerinde de vergilendirme yapılmayacaktır.

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir.

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince yukarıda yapılan açıklamalara göre yasal defterlere kaydedilen bu varlıklar dönem kazancının tespitinde gelir unsuru olarak dikkate alınmayacaktır.

Söz konusu varlıklar, banka veya aracı kurumlara bildirilen ya da vergi dairelerine beyan edilen ve beyan tarihi itibarıyla belirlenen TL karşılığı değerleriyle kaydedilebilecektir.

9) Türkiye'de sahip olunan varlıkların kayıtlara intikali

a) Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce yapılacak işlemler

Bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye'de bulunan ancak, 01/06/2009 tarihi itibarıyla yasal defter kayıtlarında işletmelerin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların, yasal defterlere kaydedilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin taşınmazlar dışındaki varlıklarını, öncelikle banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırmaları gerekmektedir.

Bu şekilde banka veya aracı kurumlara yatırılarak varlığı ispatlanan varlıkların, bu tutarlar üzerinden yasal defterlere kaydedilmesi mümkün olacaktır.

Vergi dairelerine beyan edilen taşınmazlar ise yasal defterlere, vergi dairelerine beyan edilen değeriyle kayıt edilecektir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, Kanun hükümlerine göre yasal defterlerine kaydettikleri varlıklar için pasifte özel fon hesabı (52'li Hesap Grubu, Sermaye Yedekleri)  açacaklardır.

Bu fon hesabı, sermayenin cüz'ü addolunacak ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave edilecektir. Türk Ticaret Kanununun 391 inci maddesi hükmü uyarınca, esas sermayeye karşılık olan hisse senetlerinin bedelleri tamamen ödenmedikçe genel kurulca yeni hisse senetleri çıkarmak suretiyle sermayenin artırılmasına karar verilemeyeceği, sermaye artırımının şartları arasında sayılmıştır. Diğer taraftan, 5811 sayılı Kanunun belirli bir süreyle uygulanacak olması, bu Kanuna göre beyan edilen varlıklar nedeniyle oluşan fon hesabının sermayenin bir cüz'ü addolunacağı ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave edileceği hükme bağlandığından, ayrıca pay sahiplerine ilave bir ödeme yükümlülüğü de getirmediğinden daha önce ortaklarca taahhüt edilen sermaye ödenmeden de söz konusu fonların sermayeye ilave edilmesi mümkün bulunmaktadır.

Ancak, Kanun kapsamında beyan edilen varlıklar nedeniyle oluşan fonların şirket ortaklarınca taahhüt edilen sermaye taahhüt borçlarının kapatılmasında kullanılması mümkün değildir.

Fon hesabının bu sürede sermayeye ilave edilmemesi halinde, Kanunun 3'üncü maddesinin (5) numaralı fıkrasında düzenlenen mahsup imkanından yararlanılamayacaktır.

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince yasal defterlere kaydedilen bu varlıklar dönem kazancının tespitinde gelir unsuru olarak dikkate alınmayacaktır.

b) Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerce yapılacak işlemler

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin, taşınmazlar dışındaki varlıklarını öncelikle banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırmaları gerekmektedir.

Bu şekilde banka veya aracı kurumlara yatırılarak varlığı ispatlanan varlıklar ile taşınmazların, beyan edilen değerleri üzerinden serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı defterine kayıt edilmesi gerekmektedir.

Bu varlıklar dönem kazancının tespitinde gelir unsuru olarak dikkate alınmayacaktır.

c) Defter tutma yükümlülüğü bulunmayanlar tarafından yapılacak işlemler

Defter tutma yükümlülüğü bulunmayanların, beyan ettikleri taşınmazlar dışındaki varlıklarını, banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırmaları gerekmektedir.  Anılan mükellefler için başka bir şart aranmayacaktır.

10) Gider ve amortisman uygulaması

Bu Kanuna göre ödenen vergiler, hiçbir suretle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınamaz ya da herhangi bir vergiden mahsup edilemez.

Bildirilerek veya beyan edilerek yasal defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar için amortisman ayrılamaz.

İşletmelere kaydedilen bu varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

11) Türkiye'de sahip olunan taşınmazların sermaye şirketleri adına beyan edilmesi ve sermaye artırımı işlemlerinde harç ve damga vergisi uygulaması

5811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmüne istinaden sermayeye ilave edilmek üzere anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin aktifine kaydolacak taşınmazlara ilişkin tapuda yapılacak işlemler ile diğer sermaye artırımı işlemleri, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca harçtan; bu işlemler için düzenlenecek kâğıtlar da Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun IV/16 bölümü hükmü uyarınca damga vergisinden istisnadır.

Tapuda yapılacak işlemlere ilişkin istisna hükmünün uygulanabilmesi için mükellefler, Kanunda belirtilen beyannamenin verilmesini müteakiben, ilgili vergi dairesinden beyan edilen taşınmazların, tapu kayıtlarına ilişkin bilgileri de içerecek şekilde 5811 sayılı Kanun kapsamında şirket adına beyan edilerek özel fon hesabına alınan tutarın sermaye artırımında kullanılacağı ve bu çerçevede tapu işleminde harç ve damga vergisi aranılmayacağı hususunda bir yazı alarak, bu belgeyi ilgili tapu sicil müdürlüğüne ibraz edeceklerdir.

12) Yurt Dışında Sahip Olunan Varlıkların Türkiye'ye Getirilmesi

Kanun kapsamında beyan edilen veya bildirilen söz konusu varlıkların;

  • 01/06/2009 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunun,
  • Gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunduğunun

tevsik edilmesi kaydıyla bu varlıkların beyan veya bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde Türkiye'ye getirilmesi ya da Türkiye'deki banka veya aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi gerekmektedir.

Bu şekilde, bildirim veya beyandan önce yurt dışından Türkiye'ye getirilen varlıkların daha sonraki bir tarihte beyan edilmesi sırasında, varlıkların bildirim veya beyan tarihindeki değerleri esas alınacaktır.

Bu koşulların gerçekleşmemesi halinde, bu Kanunun 3'üncü maddesinin (5) numaralı fıkrasında düzenlenen matrah farkı mahsup imkanından yararlanılması mümkün değildir.

Bu nedenle, söz konusu varlıkların 01/06/2009 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunun ve bu varlıklara yurt dışında sahip olunduğunun ve ilgili (kambiyo, gümrük, yabancı sermaye gibi) mevzuat çerçevesinde Türkiye'ye getirildiğinin kanaat verici belgelerle ispat yükümlülüğü mükelleflere ait olacaktır.

13) Bildirim ve Beyanın Vergi İncelemesi Karşısındaki Durumu

a) İnceleme ve tarhiyat yapılmayacak haller

Kanunun 3 üncü maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca,

  • Gerçek veya tüzel kişilerce, 01/06/2009 tarihi itibarıyla yurt dışında sahip olunan varlıklardan Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar,
  • Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince Türkiye'de sahip olunan ve beyan edilerek yasal defter kayıtlarına intikal ettirilen varlıklar

nedeniyle 01/01/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle herhangi bir vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacaktır.

Buna göre, yurt içinde ve yurt dışında sahip olunan varlıklardan bildirime ve beyana konu edilenler ile ilgili olarak 01/01/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin, bu bildirim ve beyanlardan hareketle herhangi bir vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılması söz konusu olmayacaktır.

b) Kapsama girmeyen inceleme ve tarhiyatlar

5811 sayılı Kanunda yapılan değişiklik ve süre uzatımı sonucu beyanda bulunanlardan 19/06/2009 tarihiden önce haklarında vergi incelemelerine başlanmış olanlar, bu incelemelerle ilgili olarak Kanunun 3'üncü maddesinin (5) numaralı fıkrası hükmü kapsamında değildir.

Devam eden vergi incelenmesinden ne anlaşılması gerektiği hususu 1 Seri No'lu  Genel Tebliğ'de açıklanmıştır. Buna göre mükellef nezdinde;

  • İşe başlama tutanağının düzenlenmesi,
  • Vergi incelemesi yapılmak üzere mükellefin davet edilmesi,
  • Yasal defter ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edilmiş olması veya
  • Matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi ya da
  • Yasal defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması,

hallerinde vergi incelemesine başlanıldığı kabul edilecektir.

c) Bildirim ve beyan dışındaki nedenlerle yapılacak incelemelere ilişkin tarhiyat ve mahsup

Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılır. İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Şu kadar ki, indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi halinde mahsup edilecek matrah tutarı, %18 KDV oranı dikkate alınarak hesaplanır

Vergi incelemesine yetkili olanlar, bildirilen veya beyan edilen tutarlara ilişkin olarak Kanunda öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğini ayrıca kontrol edeceklerdir.

Yukarıda açıklamalardan görüleceği üzere, matrah farkı mahsubu kapsamına sadece gelir, kurumlar ve katma değer vergileri ile bu vergiler için prensip itibariyle tespit edilen matrah farkları girmektedir. Ancak, 5914 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle, vergi farkları için de mahsup imkanı getiriliyor. Bir başka ifadeyle, indirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedel olarak dikkate alınacak, bedelin tespit edilememesi halinde mahsup edilecek matrah tutarı, %18 KDV oranı dikkate alınarak hesaplanacaktır. Bu durumda, 3 kat vergi ziyaı cezası kesilmeden işlem yapılması halinde, bu imkandan yararlanılacağı açıktır. Ayrıca, 3 kat vergi ziyaı kesilerek işlem tesis edilmesi halinde de, mahsup imkanı olmasını engelleyen herhangi bir kural, Kanun lafzında bulunmamaktadır. Ancak, Gelir İdaresi'nin yapacağı açıklamaların izlenmesinde yarar bulunmaktadır.

d) Bildirim ve beyan dışındaki nedenlerle yapılacak incelemelerde aynı fiilden kaynaklanan tarhiyatlar ve mahsup

Diğer nedenlerle yapılacak vergi incelemelerinde aynı fiilden kaynaklanan matrah farkı bulunması halinde, Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar bu matrah farkından mahsup edileceğinden, mahsup tutarı kadar gelir, kurumlar veya katma değer vergisi tarhiyatı önerilemeyecektir.

Diğer taraftan, geçici vergiler yıllık gelir veya kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere alınmakta olup mahsup dönemi geçtikten sonra önerilen geçici vergi tarhiyatlarında geçici verginin aslı aranmamakta, ceza ve faizleri aranmaktadır. Dolayısıyla, yıllık gelir veya kurumlar vergisi yönünden tespit edilen matrah farklarından bildirilen veya beyan edilen tutarların mahsup edilmesi halinde, bu vergilere yönelik olarak önerilen geçici vergi matrah farkından da mükerrer indirime yol açmayacak şekilde mahsup yapılacağından, anılan matrah farklarına yönelik olarak ayrıca geçici vergi hesaplanması söz konusu olmayacaktır.

Örnek 1: Giyim imalatı ve satışı ile uğraşan (X) A.Ş. yurt dışında sahip olduğu 500.000 TL karşılığı dövizi bu Kanun kapsamında 15/08/2009 tarihinde (Y) Bankasına bildirerek, söz konusu tutarı açılan mevduat hesabına yatırmıştır. Anılan kurum hakkında bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle 2007 yılına ilişkin olarak yapılan vergi incelemesi sonucu belgesiz mal satışı nedeniyle kurumlar vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisine konu 800.000 TL matrah farkı bulunmuştur.

Bu durumda, inceleme esnasında öncelikle bulunan 800.000 TL'lik matrah farkından bu Kanun kapsamında bildirilerek yurda getirilen 500.000 TL mahsup edilecek ve kalan tutar olan 300.000 TL üzerinden kurumlar vergisi, geçici vergi ve katma değer vergisi tarhiyatı önerilecektir.

e) Bildirim ve beyan dışındaki nedenlerle yapılacak incelemelerde ayrı fiillerden kaynaklanan tarhiyatlar ve mahsup

Diğer nedenlerle yapılacak vergi incelemelerinde ayrı fiillerden kaynaklanan matrah farklarının bulunması halinde ise, Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar gelir, kurumlar veya katma değer vergisi yönünden bulunan her bir matrah farkından ayrı ayrı mahsup edilecektir. Bu mahsup esnasında, bildirilen veya beyan edilen tutarların bulunan matrah farkları toplamından küçük olması halinde, bu tutarın vergi türüne isabet eden matrah farkı ile oranlanması suretiyle mahsup işlemi gerçekleştirilecektir.

Örnek 2: (K) Ltd. Şti. Türkiye'de sahip olduğu 400.000 TL değerindeki taşınmazını 18/09/2009 tarihinde beyan ederek yasal defter kayıtlarına intikal ettirmiş ve fon hesabına aldığı söz konusu tutarı da süresinde sermayeye ilave etmiştir. Anılan kurum ile ilgili olarak bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle 2007 dönemi için 2011 yılında yapılan inceleme sonucu şirketin satışlarının bir kısmını düşük bedelli fatura düzenlemek suretiyle kayıt dışı bıraktığı tespit edilmiş, kayıt dışı bırakılan hasılat nedeniyle 300.000 TL kurumlar vergisi ve katma değer vergisi matrah farkı tespit edilmiştir. Ayrıca şirketin verdiği borçla ilgili tahsil ettiği faiz geliri üzerinden hesaplanan katma değer vergisi tutarlarını da kayıtlarına intikal ettirmediği için 200.000 TL katma değer vergisi matrah farkı bulunmuştur.

Bu durumda, inceleme esnasında bulunan kurumlar vergisi ve katma değer vergisi matrah farklarından, bu Kanun kapsamında beyan edilen 400.000 TL orantılı bir şekilde mahsup edilecektir. Dolayısıyla, 400.000 TL'nin {[300.000/(300.000+200.000)]x400.000=} 240.000 TL'si kayıt dışı bırakılan hasılat nedeniyle bulunan (aynı fiilden kaynaklanan)  kurumlar vergisi ve katma değer vergisi matrah farkından, {[200.000/(300.000+200.000)]x400.000=} 160.000 TL'si ise diğer nedenle bulunan (ayrı fiilden kaynaklanan) katma değer vergisi matrah farkından mahsup edilecektir. Bunun sonucunda, 60.000 TL matrah farkı üzerinden kurumlar ve katma değer vergisi, 40.000 TL matrah farkı üzerinden de katma değer vergisi tarhiyatı önerilecektir.

Öte yandan, Kanun kapsamında beyana konu edilen tutarın 700.000 TL olması halinde, inceleme esnasında öncelikle bulunan matrah farklarından bu Kanun kapsamında bildirilen 700.000 TL'nin (300.000+200.000=)500.000 TL'si doğrudan mahsup edilecektir. Dolayısıyla, matrah farkı oluşmadığından herhangi bir tarhiyat önerilmeyecektir. Bildirilen tutardan arta kalan 200.000 TL ise daha sonra herhangi bir nedenle yapılacak vergi incelemelerinde bulunacak matrah farklarından mahsup edilebilecektir.

f) Gelir, kurumlar veya katma değer vergisi tevkifatı matrah farkları

Kanun kapsamında bildirilen ve beyan edilen tutarlar; gelir, kurumlar ve katma değer vergisi tevkifatı yapmak ve ödemekle sorumlu olanlar adına, diğer nedenlerle yapılan vergi incelemeleri sonucu bulunan gelir, kurumlar veya katma değer vergisi tevkifatı matrah farklarından da mahsup edilecektir.

g) Bildirim ve beyan dışındaki nedenlerle yapılacak incelemelerde birden fazla döneme ilişkin önerilecek tarhiyatlar ve mahsup

Diğer nedenlerle birden fazla vergilendirme dönemini kapsayacak şekilde yapılacak vergi incelemelerinde her bir vergilendirme dönemi için matrah farkı bulunması ve inceleme raporlarının farklı tarihlerde düzenlenmesi halinde, rapor tarihine göre sırasıyla mahsup işlemi gerçekleştirilecektir.

İnceleme raporlarının aynı tarihte düzenlenmesi halinde ise bildirilen veya beyan edilen tutarların bulunan matrah farkları toplamından küçük olması durumunda, mahsup işlemi, bildirilen veya beyan edilen tutarların her bir vergilendirme dönemine isabet eden matrah farkı ile oranlanması suretiyle gerçekleştirilecektir.

h) Bildirim ve beyana konu edilen varlıkların gelir unsuru ile ilgisi ve mükellefiyet tesisi

Kanun kapsamında varlıklarını beyan eden ve defter tutma yükümlülüğü bulunmayan gelir vergisi mükellefleri ile ilgili olarak, diğer nedenlerle inceleme yapılması durumunda bulunan matrah farklarının hangi gelir unsuru ile ilgili olduğunun önemi olmaksızın, beyan edilen tutarlar bulunan matrah farklarından mahsup edilecektir.

Beyan tarihi itibarıyla mükellefiyet kaydı olmaksızın devam eden ve defter tutma yükümlülüğü bulunan ticari veya mesleki bir faaliyetle ilgili olarak Kanun kapsamındaki varlıkların beyan edilmesi halinde, bu faaliyete ilişkin olarak tutulması gereken yasal defterlere varlıkların kaydedilmemesi durumunda Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmünden yararlanılması mümkün olmayacağından, öncelikle bu şekilde faaliyeti bulunan kişilerin mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekecektir

14) Ortaklar cari hesabında yer alan borçların durumu

Genel Tebliğ'de, "İşletmelerin bilançolarında, ortaklar cari hesabında yer alan ortaklara borç tutarlarının Kanunun 3'üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında bankalara işletme adına yatırılmak suretiyle beyan edilmesi halinde, bahse konu borç tutarları bilanço pasifinde açılacak özel fon hesabına kaydedilebilecek ve süresinde sermayeye ilave edilebilecektir. Bu durumda, beyan edilen tutarlar da Kanunun 3'üncü maddesinin (5) numaralı fıkrası çerçevesinde değerlendirilecektir." açıklaması yapılmıştır.

Ortaklar tarafından işletmeye borç olarak konulmuş bu türden kaynaklar özü itibariyle milli ekonomi kazandırılmış varlık veya kaynak niteliğindedir. Dolayısıyla, işletmenin ortağa borcu işletme sermayesi kullanılmış ve/veya kullanılmaktadır veyahut yatırımların finansmanına harcanmıştır. Ancak, 01/06/2009 tarihi itibariyle işletmenin özkaynakları arasında değildir.

Bu cümleden olmak üzere, bahse konu kaynakların işletmede finansman kaynağı olarak kullanılmış olmaları nedeniyle bankaya yatırılmaları imkanı bulunmayacaktır. İşletmeden çekilerek bankaya konulmaları durumunda ise ortaklar cari hesabı kapanmış olacağından Genel Tebliğ'de yer alan açıklamaya gerek bulunmayacaktır.

Kanun amacı açısından bakıldığında, ortaklara olan borçlar milli ekonominin içinde olduğuna göre, milli ekonomiye yeni kaynak girişi söz konusu olmayacaktır. Dolayısıyla, Genel Tebliğ açıklamasının Kanunun genel amacına uygun olmadığı düşünülmektedir.

Bu nedenle, işletmelerin bilançolarının pasifinde yer alan ortaklara borçlar hesabının banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle beyan edilmesi yerine, doğrudan, %5 eksiği ile (vergi mahsubundan sonra), özel fon hesabına aktarılması ve daha sonra sermayeye ilave edilmesi şartıyla, 5811 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmeliydi. Zira, ortaklar cari hesabında bulunan bu tutarların sermayeye ilavesi halinde, uygulamada ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda Yeminli Mali Müşavirlik tasdik raporu talep edilmektedir.

15) Vergi farkları ve diğer vergiler

Kanun kapsamında bildirim veya beyan dışındaki herhangi bir nedenle, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak vergi incelemesi yapılması halinde tespit edilen matrah farkından bildirilen veya beyan edilen varlık değerlerinin mahsubu uygulaması, prensip itibariyle gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farklarıyla sınırlıdır.

Ancak, Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılır. İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Şu kadar ki, indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi halinde mahsup edilecek matrah tutarı, %18 KDV oranı dikkate alınarak hesaplanır

Dolayısıyla, indirimi reddedilen vergi farkının %18 vergi oranına göre matrah farkına çevrilmesi ve mükelleflerin gelir, kurumlar ve katma değer vergisine ilişkin vergi farkları ve haksız iadeden kaynaklanan tarhiyatlar ile bu vergiler dışındaki diğer vergilere yönelik yapılacak inceleme ve tarhiyatlar bu kapsamda değerlendirilerek mahsup imkanından yararlanması gerekkir.

Ayrıca, sorumlu sıfatıyla beyan edilerek ödenen gelir vergisi (ücret stopajı, kâr dağıtımına bağlı stopaj vs.) nedeniyle incelemelerde tespit edilecek matrah farklarının, bildirilen veya beyan edilen varlık değerlerinden mahsup edilip edilemeyeceği hususunda Kanun ve Genel Tebliğ'de açıklık bulunmamaktadır.Bize göre, en azından, Genel Tebliğde, bu hususta açıklama yapılmamış olması, Gelir İdaresinin sorumlu sıfatıyla ödenen vergiler açısından mahsup imkanı olmadığı görüşünde olduğuna işarettir.

16) Kanun 3'üncü maddesinin (5) numaralı fıkrası hükümlerinden yararlanılabilmesi için öngörülen şartlar

a) Yurt dışında sahip olunan varlıklara ilişkin şartlar

Yurt dışında sahip olduğu varlıkları banka veya aracı kurumlara bildiren veya vergi dairelerine beyan eden gerçek veya tüzel kişilerce, söz konusu varlıkların;

  • 01/06/2009 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğunun ve sahibi olunduğunun kanaat verici vesikalarla tevsik edilmesi,,
  • Bildirim veya beyan tarihinden itibaren bir ay içerisinde Türkiye'ye getirilmesi veya
  • Bu sürede Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmesi

gerekmektedir.

Dolayısıyla, banka veya aracı kurumlara bildirildiği veya vergi dairelerine beyan edildiği halde, 01/06/2009 tarihi itibarıyla yurt dışında bulunduğu ve sahibi olunduğuna ilişkin kanaat verici belge ile tevsik edilemeyen, bildirilen veya beyan edilen para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, beyan veya bildirim tarihinden itibaren bir ay içerisinde Türkiye'ye getirilmemesi veya bu sürede Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmemesi halinde, Kanunun 3'üncü maddesinin (5) numaralı fıkrasında düzenlenen başka nedenlerle yapılacak incelemelerde tespit edilecek matrah farkı ve vergi farklarının, bildirilen veya beyan edilen varlık değerlerinden mahsubu imkanından yararlanılamayacaktır.

b) Türkiye'de sahip olunan varlıklara ilişkin şartlar

1) Bilanço usulüne göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri

Bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince Türkiye'de sahip olunan ve beyan edilen, taşınmazlar dışındaki varlıklara ilişkin tutarların banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara yatırılmak suretiyle yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesi ve beyan tarihinden itibaren altı ay içerisinde sermayeye ilave edilmesi gerekmektedir.

Herhangi bir nedenle, belirlenen süre içerisinde söz konusu varlıklara ilişkin tutarların sermayeye ilave edilmemesi halinde, Kanunun 3'üncü maddesinin (5) numaralı fıkrasında düzenlenen başka nedenlerle yapılacak incelemelerde tespit edilecek matrah farklarının, bildirilen veya beyan edilen varlık değerlerinden mahsubu imkanından yararlanılamayacaktır.

2) Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerce Türkiye'de sahip olunan ve beyan edilen taşınmazlar dışındaki varlıklara ilişkin tutarların banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırılması ve yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla, söz konusu varlıklara ilişkin tutarların banka ve aracı kurumlara yatırılmaması ve yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmemesi halinde, Kanunun 3'üncü maddesinin (5) numaralı fıkrasında düzenlenen başka nedenlerle yapılacak incelemelerde tespit edilecek matrah farkı veya KDV vergi farklarının, bildirilen veya beyan edilen varlık değerlerinden mahsubu imkanından yararlanmak mümkün olmayacaktır.

3) Defter tutma yükümlülüğü bulunmayan mükellefler

Defter tutma yükümlülüğü bulunmayan mükelleflerce Türkiye'de sahip olunan ve beyan edilen taşınmazlar dışındaki varlıklara ilişkin tutarların banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırılması gerekli olup, bu Kanun hükümlerinden faydalanılabilmesi için başkaca bir şart aranmayacaktır.

Dolayısıyla, söz konusu varlıklara ilişkin tutarların banka ve aracı kurumlara yatırılmaması halinde, Kanunun 3'üncü maddesinin (5) numaralı fıkrasında düzenlenen başka nedenlerle yapılacak incelemelerde tespit edilecek matrah farkı veya KDV vergi farklarının, bildirilen veya beyan edilen varlık değerlerinden mahsubu imkanından yararlanılamayacaktır.

17) Kanun Kapsamında Yapılacak Taleplerin Yerine Getirilme Zorunluluğu

İlgili kurum ve kuruluşlar, gerçek veya tüzel kişilerin Kanunun 3'üncü maddesi uyarınca yapılacak işlemlere ilişkin taleplerini yerine getirmek zorundadırlar.

Ancak, banka veya aracı kurumlara bildirimi yapılan varlıklara ilişkin bildirim değeri üzerinden %2 oranında hesaplanan tutarın ödenmemesi durumunda, banka veya aracı kurumların söz konusu bildirimi alma zorunluluğu bulunmamaktadır.

18) Yurt dışından elde edilen kazançlara ilişkin istisnası uygulaması

Kanunun Geçici 3'üncü maddesi ile yurt dışında elde edilen bazı kazançlar, gelir veya kurumlar vergisinden istisna edilmektedir.

a) İstisna uygulamasından yararlanacak olanlar

İstisna uygulamasından Türkiye'de tam mükellefiyet esasına göre vergilendirilen gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri (serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükellefler dahil), bu kazançlarını Türkiye'ye transfer etmeleri şartıyla yararlanabileceklerdir.

b) İstisna kapsamında bulunan yurt dışı kazançları

İstisna kapsamına 01/05/2009 ile 31/12/2009 tarihleri arasında;

  • Kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançları,
  • Kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlardan elde edilen iştirak kazançları,
  • Yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilen ticari kazançları,

28/02/2010 tarhine kadar Türkiye'te transfer edilmesi kaydıyla gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

Ayrıca, tam mükellefiyet tabi gerçek kişiler ile kurumların, kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumların 01/11/2009 ile 31/12/2009 tarihleri arasında tasfiyesinden doğan kazançları, 31/12/2009 tarihine kadar Türkiye'ye tarnsfer edilmiş olması kaydıyla gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır.

c) İstisna uygulamasının şartları

Kanunun geçici 1'inci maddesi kapsamında yurt dışından elde edilen bazı kazançlara ilişkin istisna uygulamasından yararlanılabilmesi için;

  • Yurt dışı iştirak kazancı ile yurt dışı iştirak hissesi satış kazancının ya da yurt dışı şube kazancının veyahut yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilen ticari kazançların 28/02/2010 tarihine kadar,
  • Kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumların tasfiyesinden doğan kazancın ise 31/12/2009 tarihine kadar

Türkiye'ye transfer edilmiş olması gerekmektedir.

Bu kazançların ilgili mevzuatı çerçevesinde Türkiye'ye getirildiği, mükelleflerce kanaat verici belgelerle ispat edilecektir.

d) İstisna uygulamasına konu yurt dışı kazançların beyanı

1) 2009 yılı beyannamelerinde istisna uygulanacak yurt dışı kazançlar

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 01/05/2009 tarihinden itibaren 31/12/2009 tarihine kadar elde edilen ve 28/02/2010 tarihine kadar Türkiye'ye transfer edilen;

  • Yurt dışı iştirak kazançları ve
  • Yurt dışı iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar,
  • Yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilci aracılığıyla elde edilen ticari kazançları,

2009 yılına ilişkin verilecek yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde gelire veya kurum kazancına dahil edilmek ve beyannamelerin ilgili satırında gösterilmek suretiyle vergiden istisna edilebilecektir. Bu yorum tamamen bize aittir. Zira, 2009 yılı beyan süresi geçmediğinden, bu kazançların 2009 yılı beyanına dahil edilmesi teknik olarak mümkündür. Vergi idaresinin bu konudaki açıklamaları takip edilmelidir.

2) Yurt dışı kurum tasfiye kazançları

Kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumların, 01/11/2009 ile 31/12/2009 tarihleri arasında tasfiyesinden doğan kazançları, 31/12/2009 tarihine kadar Türkiye'ye transfer edilmesi kaydıyla, gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır. Dolayısıyla bu tür kazançların 2009 yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde gelire veya kurum kazancına dahil edilmek ve beyannamelerin ilgili satırında gösterilmek suretiyle istisnaya konu edilmesi gerekecektir.

19) Vergi Ödenmezse Mahsup İmkanı Yok

5917 sayılı Kanunla 5811 sayılı Kanuna eklenen geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre,  Kanunun 3 üncü maddesinde yapılan değişikliklerden önce bu Kanun hükümlerine göre yapılan bildirim ve beyanlar ile tarhiyat ve mahsuba ilişkin olarak, Kanunun değişiklik yapılmadan önceki hükümleri uygulanır. Ancak, 22/11/2008 tarihi ile 2/3/2009 tarihleri arasında yapılan bildirim veya beyanlar nedeniyle tahakkuk eden ve süresinde ödenmeyen vergilerin 30/9/2009 tarihine kadar gecikme zammıyla birlikte ödenmemesi halinde, Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasına göre mahsup imkanından yararlanılamaz.

Dolayısıyla, Kanunun değişmeden önceki haline göre beyan veya bildirimde bulunup da, vergisini ödememiş olanlar bu Kanunun sağladığı matrah farkı ve vergi farkı mahsup imkanından yararlanamaz. Ayrıca, 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun kapsamında tahakkuk eden vergiler de mükelleflerin çok zor durumda olup olmadıklarına bakılmaksızın hiçbir şekilde tecil edilmeyecektir.

20) Bakanlar Kurulu Uygulama Süresini 31/12/2009 Tarihine Kadar Uzatabilir

5917 sayılı Kanunla 5811 sayılı Kanuna eklenen 4 üncü maddenin (1) fıkrasına gre, Kanunun 3 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen bildirim ve beyan sürelerini, izleyen üçüncü ayın sonuna kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Dolayısıyla, Bakanlar Kurulu kararı ile 5811 sayılı Kanunun uygulama süresi 31 Aralık 2009 tarihine kadar uzatılabilir.

Lütfen, daha detaylı bilgi için iletişim kurmakta tereddüt etmeyiniz.

Saygılarımızla,

ALTINDAĞ YMM LTD.ŞTİ.

 

13/11/2008 Tarihli ve 5811 sayılı

Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması

Hakkında Kanun

(22/11/2008 gün ve 27062 sayılı Resmi Gazete)

Amaç ve kapsam

MADDE 1-(1) Bu Kanunun amacı; gerçek ve tüzel kişilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ekonomiye kazandırılması ve taşınmazların kayda alınması ile yurt içinde bulunan ancak işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu türden varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesini sağlamaktır.

(2) Bu Kanun; para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların yurda getirilmesi veya beyan üzerine kayda alınmasına ilişkin usul ve esasları kapsar.

Tanımlar

MADDE 2-(1) Bu Kanunda geçen;

a) Banka: 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 3 üncü maddesinde tanımlanan bankaları,

b) Aracı kurumlar: 28/7/1981 tarihli ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan aracı kurumları,

c) Kanaat verici belge: Devlet tarafından veya Devlet güvencesinde tutulan kayıt ve sicilleri; banka, banker, aracı kurumlar ve benzeri mali kurumlar ile posta idaresi, noter gibi kurum ve kuruluşların kayıt ve belgelerini, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun İkinci Kitabının Üçüncü Kısmında yer alan belgeler ve muadili belgeler ile bilgi değişiminde bulunulan yabancı ülkelerde yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik ya da konsoloslukları, yoksa ilgili ülkenin Türk menfaatini koruyan aynı nitelikteki temsilcileri tarafından tasdik olunan belgeleri,

ifade eder.

Uygulama esasları

MADDE 3-(1) Gerçek veya tüzel kişilerce, 1/6/2009[5] (5917 sayılı Kanunun[6] 44 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendiyle değişen ibare; Yürürlük: 10/07/2009, Geçerlilik: 10/07/2009) tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeyle ispat edilen taşınmazlar, 30/9/2009 tarihine kadar[7] (5917 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendiyle değişen ibare; Yürürlük: 10/07/2009, Geçerlilik: 10/07/2009)